ALLAH GECİKTİRİR,AMA UNUTMAZ

                                                                                                                                                                                                                                                                           ALLAH GECİKTİRİR, AMA UNUTMAZ.

 

 

 

     Mahallenin eski muhtarıyla birlikte Cuma namazından çıktık, kahveye doğru giderken, duvar dibinde bir ayağı aksak, bir kolu sakat yaşlı bir adam gördüm. Sürekli de aynı yerde elinde sigarayla dolanıp duruyordu. Muhtara sordum kim bu adam diye? İçini çekti, bu adam ibretlik biri dedi.

 

     Yakındaki kahveye oturup çaylarımızı yudumlarken başladı anlatmaya.

Ben elli beş senedir bu mahalledeyim, o gördüğün adam ile beraber çok çalıştık, inşaatlarda, pazarlarda… Çok kazandık, ben üç tane ev yaptım, çocuklara ve kendime, hepsini everdim, iş güç sahibi yaptım.

Bu, kazandığını yedi, içti, binmediği araba yoktur, şu mahalleye girip çıktığı belli olurdu. Babasından kalma evleri, dükkânları vardı. Şimdi hiçbiri yok.

 

     Beş vakit değil ama çalışırken Cuma namazlarını hiç kaçırmazdık. Beraber çalışırken “Hadi Cuma’ya gidelim” deyince.”Ben niye gideceğim, cami buraya gelsin” deyip, alay ederdi.

   Aradan zaman geçti; Ana, baba öldü, kardeşleri malları böldü. Bu kendine düşenleri sattı, yedi içti… Sokakta kaldı, felç oldu.

 

     Cami cemaatinden, bir Cuma günü para toplayıp, hastaneye yatırıldı, tedavi ettirildi. Hastaneden çıkınca da, gasil hane yerinin yanındaki iki metrekarelik ardiyeye bir yatak serilip yatırıldı. Etraftaki bakkal, kasap, lokanta günlerce idare ettiler. En sonunda Cami cemaatinden biri buna maaş bağlattı devletten. Şimdi onunla aha böyle geçinip gidiyor.

Bir zamanlar,”Cami buraya gelsin” diyen adamı, cami dürdü, büktü altına aldı. Gidecek ne bir yeri, yiyecek ne de bir lokması vardı. Allah geciktirdi, ama unutmadı. Caminin altından çıkamıyor.

 

     “Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar, fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.(En’am 5)Ayet ile sabit olduğu gibi, kutsal olan hiçbir şeyi alaya almamak lazım.

Zaman, zaman tanık oluruz, Hac farz bir ibadet olduğu halde, bunu Arap milletine para yedirmek diye hafife alanlar. Düğün esnasında, okunan Ezanı duydukları halde müziğin sesini kesmeyenler. Hiç bir işinde Besmele çekmeyenler… Bir müddet mutlu olurlar. Belki sonsuza kadar… Ama yaşarken mutlaka, saygısızlığın cezasını çekerler.

 

     “ Eline, beline ve diline sahip olmalı” Herkesin inancına, herkesin şahsına, herkesin işine ve aşına, kutsal olan her şeye saygıda kusur etmemeli. Ne oldum değil, ne olacağım demeli.

 

       Mevla’m iki cihanda da, güzel hatırladığı kullarından eylesin.(Âmin)

 

 

 

                                                      26.11.2010 Muharrem Karaoğlan




 

 

 

 

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/allah-gecktrrama-unutmaz/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.