ATSIZ ATAMIZI ANARKEN!..

ATSIZ ATAMIZI ANARKEN!..

…………………………………………………………Hüseyin Nihal Atsız Atamızın hatırasına saygı ile …

Türk ırkının kara günüdür bugün. Işıklar sönsün, güneş zaptedilsin, o koskoca şehir sussun, boğazın hırçın dalgaları durulsun! Yeditepe’nin minarelerinden çifte selalar ve ezanlar okunsun! Tanrı dağlarından kopup gelen ecdatlarım ön saflarda yerini alsın! Bozkurtlar gözyaşlarında boğulurken, analar ağıtlar yaksın! Göçmen kuşlar tehir etsin gidişlerini… Turnalar emanet edilen selamları uzak diyarlara götürmesin! Gonca açan güller, karanfiller, papatyalar boyun büksün! Yağmurlar, fırtınalar, boranlar dursun! Ülkem matemde bugün! Simsiyah bir örtüye büründü memleketim!..

Ömrünü Türklüğe adamış, her türlü cefalara katlanarak Türkçülük sancağını yılmadan, yıkılmadan yükseklerde tutan, hapishaneleri, zindanları aydınlatan Türklüğün yıldızı! Bilge Hanımız, İlteriş Kağanımız, Bozkurt yürekli Kürşat’ımızdı O!

İşkencelerden yılmayan, Türklüğün boğulmak istendiği bir dönemde ırkımızın imdadına yetişen, düşünce ve fikirleri ile güneşimiz, ay’ımız, yıldızımız, hocamız, öncümüz, ağabeyimiz olan mavi gözlü, çelik iradeli, Tonyukuk cesaretli en büyük Türkçü Liderimiz Hüseyin Nihal Atsız Tanrı dağlarına uçmağa varışının 36. senesine giriyoruz bugün. 11 Aralık 1975’te kaybettiğimiz Atsız Atamızı anacağız.

Türklüğe hizmetleri ile gönüllerde taht kuran aziz büyüğümüz; Türklüğün yılmaz savaşçısı yaşamı boyunca rahat yüzü görmemişti. Zaten kendiside diyordu ’Türk yatağında değil, er meydanlarında vuruşa vuruşa ölür’ Gençliğinden vefatına kadar bilfiil Türklük aşkını yüreklerde közleştiren, milyonlarca Türk’ü şuurlandıran, ülkemizin içinde bulunduğu bunalımlardan çıkış yolunun ÖZE dönmekle olacağını, hal çarelerini milletimize reçeteleri ile anlatan bir dehaydı. Eserleri menbaa kaynağımızdı. Çıkardığı dergiler güzargahımızdı!..

Lakin; emperyalizmin çanağından yalanmayı marifet sananlar onun fikirlerinden istifade edeceklerine, onu hapishaneye, hücrelere tıkmışlardı. 1944 yıllarındaki ülke yönetiminin gafletleri ve ihanetleri nedeni ile ’IRKÇI,TURANCI’ diyerek suçlamışlardı. Halbuki, büyük Türkçü liderimizin gayesi gayet açık ve netti! Ülkemizi tehdit eden kültür emperyalizmine, sömürücü kapitalist Avrupa ve Amerika’ya karşı DİK durmamızı öğütlüyordu bizlere devlete, millete ve üniversite-lise gençliğine…

Büyük Türkçü Hüseyin Nihal Atsız beyimizin emperyalizme savaş açmasını kabullenemeyen yerli işbirlikçiler, sorgusuz-sualsiz tutuklattırdılar. Aylarca süren mahkemeler sonunda suçsuz olduğuna karar vererek 3 Mayıs 1944 yılında serbest bırakıldı. O tarihten sonra Türkçülük hareketimizin yükselişine liderlik eden ATSIZ atamız, beraber yola çıktığı arkadaşlarının çoğu onu yarı yolda bıraksa da, yetiştirdiği BOZKURTLAR ölümüne kadar onu yalnız bırakmadılar… Feyzlerinden bereketlendi fikirlerimiz. Özümüzde çığırlar açtırdı bize…

Onun yaktığı Türklük meşalesi önümüzdeki karanlığı aydınlatmaya devam ediyor. Her türlü kahpe tuzakları yara yara devletimizin Türkleştirilmesine doğru ilerliyoruz! Önümüze ne engeller çırarırsa çıkartsın emperyalizmin enikleri, zamanı gelince köpek gibi geberecekler önümüzde!..

Şu an devletimizi yönetenler Türklüğü tarih sahnesinden silmek için haçlı ve siyonistlerle kol kola bütün kaleleri zapt ediyorlarsa da biz Türkçüler; ihanetlerinde onları boğarak Türk Devletini yaşanır hale getireceğiz. Milletimizi mutlu etmeye and içmiş Türkçüler olarak ATSIZ ATAMIZIN vasiyetini yerine getireceğiz er veya geç! Bizleri hiç bir engel yıldıramayacaktır! Ülkemizde islamın meşalesi Türkçülerin sayesinde yeniden yanacak ve kıtalara taşınacaktır bu kutsal meşale.

Ey büyük Türkçü Lider; Hüseyin Nihal Atsız beyimiz, senden devraldığımız Türklük sancağını yere düşürmeden hedefe koşuyoruz! Yani; Çankaya’nın burçlarına Türklük sancağını dikmeye yemin ettik! Bozkurtlarının yüreklerinde ölüm korkusu yoktur!Sen ebedi mekanında rahat ol! Tanrı dağlarında buluştuğumuzda, bu dünyada gülmeyen yüzün gülecek! Bozkurtlarını bağrına basacaksın! Zaferlerle yanına geleceğiz!

Seni Göktengri’mize emanet ediyoruz. Nur’un Türk Dünyasını aydınlatırken yüreğinin sesi şiirinle sana sesleniyor ve Fatihalar yolluyoruz!.. Mekanın cennet olsun ey şanlı Türk, ATSIZ ATAM!..

Zafer Direniş

11 Aralık 2011 Pazar 00.30 Lahey

Selâm

İçim yine sevinçlerle dolup yanıyor,
Ruhum sanki deniz olmuş dalgalanıyor,
Uzak uzak ülkelerden döndüm seferden,
Yaralarım ağır, fakat mestim zaferden.
Zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir.
Zafer birçok gönüllerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler ölsede bir gün
Gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.
Gönülleri birleşenler!Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler!Selam sizlere!
Selam sana hücrelerde benzi solan genç!
İstikbalim gitti diye yaslanma sakın!
İstikbalin değil ruhun Tanrı’ya yakın!
O yalancı istikbale bir perde indir!
’Gerçek yarın’ unutma ki bir gün senindir!
Selam sana yavrusundan ayrılan kadın!
Kimbilir sen gizli gizli nasıl ağladın!
Ne bir damla göz yaşı dök, ne yasla dövün,
Sen yaşarken öksüz kalan yavrunla övün!
Gür sütünle aşladığın erlik cevheri
Yapacaktır onu yaman bir çeri…
Tek bir kadın değilsin sen…Sen bir ocaksın!
Madem ki bir adın Atsız katlanacaksın!
Kafkasyada can veren bir şehidin kızı
Bir eliktir…Yüreğinde erir her sızı…
Varsın, bağrın firkatiyle yavrunun yansın…
Yansın,dayan!Çünkü sende bir kahramansın!
Ey ekmeği alınanlar!Selam sizlere!
Ey rütbesi çalınanlar!Selam sizlere!
Kardeş yahut arkadaştır diye evleri,
Ocakları dağıtılan ülkü devleri,
Selam size!Üstünüzde bütün bakışlar,
Bir gün olur tarih sizi elbet alkışlar!
Ey ciğeri parçalanan kahpe veremden
Ne beklersin dünyadaki sahte keremden?
Ciğerlerin sönüyorken Tanrı’yı andın;
Tasa etme gerçekleşir mukaddes andın.
Hepinize sevgilerle coşkun selamlar!
Şehitlerimiz bile sizi belki selamlar
İçtiğiniz ızdıraplar size kımızdır.
Bu acılar mazimize selamımızdır.
En tatlı hayalimdir bu selam benim
Kırk derece sıcaklıkta erirken tenim…
Çekiyoruz bunalarak, fakat ne çıkar?
Ulu Tanrı bizi elbet yargılar.
Bütün dünya sağırlaşsa o bizi dinler,
Onun rahmet denizinde ruhlar serinler.
Ey hırçın genç, ey güzel kız!Bırakın yası…
Yeter temiz gönüllerin bizi anması…
Toprak ana uyuturken koynunda bizi
Yarınkiler biçecektir ektiğimizi,
Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
Selam şanlı mazimize!Selam yarına!
Selam zafer ordusunun silahlarına!
Ey geçmişin yiğitleri!Selam sizlere!
Ey yarının şehitleri!Selam sizlere!
Siz tarihe yazıyorken şanlı bir satır,
Aranızda bulunacak güleç bir batır;
Atsız oğlu Yağmur denen bu yağız çeri
Atılarka hepinizden daha ileri
Güldürecek babasının yanık ruhunu;
Ruh ve yürek sağırları anlamaz bunu…
Karışınca gövdem yurdun topraklarına
Ruhum uçar ırkımın bayraklarına,
Varlığının sevgisini onlara taşır;
Kendiside ay-yıldıza belki karışır.
Bir gün gelip ırkımızın gürbüz erleri
Adım adım dolaşırken kutlu yerleri
’Vaktiyle bir Atsız varmış…’ derlerse ne hoş!
Anılmakla hangi ruh olmaz ki sarhoş?
Haydi artık dinsin bütün ızdırapların,
Ufuklardan şanlı bir gün doğacak yarın
Güzellikle , sıcaklıkla ve ihtişamla…
Kumandansız hazır olup onu selamla!
Gönlündeki yaraların kanını dindir…
YÜZDE YÜZ TÜRK OLDUĞUN GÜN CİHAN SENİNDİR!!!

Hüseyin Nihal Atsız

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/atsiz-atamizi-anarken/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.