Benzine Zam mı dediniz?

_Anne madem her şey pahalı ve buda benzine bağlı, yakalım olmaz mı?

_İnsanoğlunun ortak bir paydası olan dünya petrolünün ne derece adaletli dağıtılıp dağıtılmağını sorgulamak gerek. 

Bir gün anne ve küçük kızı toplu taşıma aracına binerler. Küçük kızın okuma yazmayla yeni tanıştığı dönemlerde gözlerine ilişen her yazıyı heyecanla okumaya çalışır. Otobüs bir akaryakıt istasyonu önünde geçer. Şöyle bir reklam panosu asılıdır. “ Bu kadar akaryakıt alana dişler bedavaya temizlenir!” Küçük kız birkaç denemeden sonra heceleye heceleye cümleyi bir araya getirmeyi başarır. Heyecanlanır, zira annesinin uzun süreden beri, dişleriyle başı derttedir. Atılır hemen; “Anne! Anne! bak gördün mü? Kampanya varmış, bizde hemen alalım, dişlerini temizlerken belki çürük dişlerini görürünce de tedavi ederler.… Hemen bizde alalım!” Der. Anne, kampanya notunu okur; “Hı, ilginç evet olabilir” der kızına. Sonra tebessümle devam eder; “tamam kızım akaryakıtı alırız söz, ama öncelikle araba almam lazım kızım. Söz araba alınca akaryakıt almaya geliriz”. Küçük kız annesinin sözü üzerine çok mutlu olur, otobüsün camında dışarıya masumca en berrağından tebessümler saçarken, annenin içi cız etmeye başlar. 

Aradan uzun zaman geçer, anne yorgun argın işten eve döner. Kemerini sıktığı gibi dişini de sıka sıka iyiden iyiye kalan dişleri de çürümeye başlar. Arada sızlar, ama beli etmemeye çalışır. Hayattaki tek varlığı canı kızının üzülmesini istemez. Küçük kız annesinin güler yüzünün arada nedensiz ekşimesinin sebebini anlar, sormaya başlar; “Anne ne zaman araba alacaksın?
Anne “az kaldı kızım, alırım yakında” diye kızını teskin eder.

Anne pazara gider, alış veriş yapar, varla yok arasında yaptığı alışverişten yakınır; posası çıkmış domates bile ateş pahası, “hayda şu dar günde sırası mıydı şimdi akaryakıta zam yapmanın?”

Küçük, kız şaşkın ve meraklı bakışlarla annesini süzer, içinden tebessüm eder biraz” anne iyimi sin? Pazardan domates, biber aldın, akaryakıt almadın ki, benzine gelen zamla ne ilgisi var? 

Bu soruyu bende çocukluğumda hep merak ederdim. 

Çocukluğumda siyah beyaz TV’de ana haber bülteninde izlerdik; benzine zam!!! Oldukça kalabalık derme çatma evlerde, TV ‘nin dahi nadiren bulunduğu ev halkından “ ah’lar vah’lar” bir çığlık gibi gelirdi. İyide ahlar vahlar edenlerin hiç birinden arabayı bir yana bırakın traktörü bile yoktu. Bu ah lar vah ların sebebini büyüyünce anladık. Anladık ki en çok arabası olmayanı etkiliyormu.

Güzel kızın sana şöyle anlatayım;
“Diyelim bir kilo domates aldım, geçen ay kilosunu daha uygun fiyata almıştım. bu ay benzine zam gelince domatese de zam gelmiş oldu. Benzine zam gelince, Çiftçinin ürettiği ve 150 kuruştan sattığı bir kilo domatese nakliye ücreti de eklenince pazardan alıcıya gelene kadar bir buçuk liraya yükseliyor. Bu durumda çiftçi hiçe sayılıp aslı parayı yine akaryakıta akıyor demektir.”

Çiftçinin maliyeti artınca, soğan gelen zam kaşısın da fırıncılar fiyatı artırmadan duru mu? Elbette durmaz, hemen faaliyete geçer, sonuç kendini hemen gösterir; ekmeğe zam!! Fırsat bu fırsat, ya da zorunlu zam, her şekilde zam etkisini gösterir, una zam= ekmeğe zam.

Et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri= zam. Yemin nakliyesini taşıyan araçların yakıtına zam gelmiştir; haliyle yeme de zam gelir. Bu da et ve süt ürünlerine zam demek. Kasabın alım gücü zorlanacak, bu nedenle et ve ete ürünlerine zam yapmakta çareyi bulacak.

Giyim sanayi gıdayı pahalı alınca, dengeyi sağlamak için giyim sektörü de zam yapacak. 
Gıda ve giyim zamlarla dengelenince karnımız tok, sırtımız pek olur. Sıra eğitime gelecek. Dünyanın döngüsüne ayak uydurmak için eğitime de zaman gelir. 

Gıda, giyim, eğitim tamam olunca rahatlık fazla batar, moralimiz sinirlenir… Bunca şey dengede tutulmaya çalışırken, hesap kitap işlerine fazlaca kendini kaptıran dar gelirli, moralinin sinirlendiğini fark edemez bir süre. Kendini tanımadan önce epeyce düşünür, düşünmenin sonucunda hastane kapısında kendisini bulur. Birden fazla hastalık sahibi olmuştur. Sağlık sektörü de zamlardan nasibini almıştır. Doktor doktur gezerken, morali iyiden iyiye bozulan dar gelirli soluğu psikiyatri bölümünde alır. 

Küçük kız her şeyin akaryakıta bağlı olduğunu az da olsa anlamaya çalıştı, bu duruma anlam veremese de kendince çare üretti” anne madem her şey pahalı ve buda benzine bağlı, yakalım olmaz mı?
Anneyi bir kahkaha tutar. 
“ Benzini yakınca ulaşım nasıl olacak kızım? Araba istiyorsun, araba suyla çalışmıyor güzel kızım. Akaryakıta gelen zaman anında ulaşımda, yol ücretine zamla devam eder. Arabası olanı zaten çok etkilemez bu durum, zam gelse de gelmese de Temel’in dediği gibi, her ay 50 liraya benzin alıyor zaten. Ya arabası olmayan? Ulaşımın maliyeti artınca, biletlere zam gelir. Biletlere zam gelince dar gelirli, işe gitmek için mutfak bütçesine ayırdığı paranın bir kısmını ulaşıma aktarır. Evde eş ve çocuk bu durum karşısında hoşnutsuz olunca, mutfak bütçesine tekrar ilave edilir. Yaya yürümeye “devam” der dar gelirli. Dolmuşa binmeyen asgari ücretli ha bire yürüyecek. Tabanlara kuvvet olunca; kısa süre sonra ayakkabılar eskiyecek. Bu kez ayakkabı almaya gider. Talep artınca anında; ayakkabıya zam!!!

Şimdi anlıyor musun kızım ben neden hep yürüyerek her yere giderim. İstanbul’u hep yürüyerek gezerim. Ve neden sürekli ayakkabı alırım? anladın mı kızım 

İşte böyle küçük kızım ve lakin diyeceğim o dur ki, hayat çok zor kızım, ama biz inadına zorluklara karşı tebessüm edeceğiz hep birlikte…

Anne hayat mücadelesini acı bir masal tadında anlatırken küçük kızın olduğu yerde uyuyakaldığını fark edemedi. 
Boş ver kızım bunları anlak için daha çok küçüksün küçüğüm..
Küçük kızın rüyasına periler çoktan sihirli değneğin ucundan bir araba bırakmıştı usulca. Uykusu arasında tebessümlerine şu sözcükler eşlik etti; “Anne! Anne! bak arabamız var artık. Yaşasın artık yeni dişlerin olacak”.
Masalın sonu tatlıya bağlandı, küçük kızın rüyasıyla. 

Anne yıllar geçmesine rağmen araba almak için çalışıp durdu. Tam araba parasını denkleştirdim derken, hayda zam üstüne zam, zamlarla olan yarışı her zaman olduğu gibi zamlar kazandı. 

Bu durumlar karşısında asgari ücreti ile çalışan anne ne yapacak? Oturup dua edecek; neden mi? Dışarıda bir sürü işsiz var. Buna da şükür edecek. Hayatın omuzlarımıza bindirdiği yükleri taşıyoruz. Yaşamak eskisi gibi kolay değil; elbette her daim yaşamak kolay değil, araç sayılarının artması, her şeyin benzin gelen zamlara endeksli olduğu bir yaşam her koşuluyla rahat olamıyor. Devran döndükçe değişimde kaçınılmaz oluyor. Bir yandan ayaklar üzerinde durmanın mücadelesi, bir yandan sosyal ve ailevi sorumluluklar, bir yandan maddi başarı sağlama endişesi… Ulaşımın maliyeti artıyor, kapitalist ekonomi insanın nefsine hitap ediyor. Kendine bağımlı hale getiriyor. Buda insanın ruhunu derinden etkiliyor. 

İnsanoğlunun ortak bir paydası olan dünya petrolünün ne derece adaletli dağıtılıp dağıtılmağını sorgulamak gerek. 

Ulviye Ay
29.03.12

 

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/benzine-zam-m-dediniz/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.