Bir sevda masalı

Bir aşk rayihaları salayım denizlere, okyanuslara, martılara ve göklere. Hava kapalı, hüzün kokulu, ağlamaklı sanki dokunsan ağlayacak, gözyaşlarını birazdan salıverecek, bizi de gözyaşlarına boğuverecek…

Bir yaşanmamış olan kara sevdadan bahsedeyim bulutlara aya, yıldızlara, hasılı gökyüzüne tüm ehline. Bir sevda yeli olup, ineyim yeryüzüne. 

Sevda sahillerinde gezineyim, yağacak yağmura eşlik edeyim ben bugün yine…Hüznüme hüzün katayım, derdime dert ekleyeyim…

Ben hüznü seviyorum, derdimle yaşamaya alışığım haydi tüm hüzünler, tüm dertler gelin benim üstüme diyeyim…Ve bir hüzünlü sevda masalı anlatayım, anlatabilirsem adı yalan olan, adı masal olan, adı hiç yaşanmamış olan bir sevda masalı…

Bir sevda vardı, adı yalan olan, adı son sevda olan, güzel, büyülü olduğu sanılan, sevgisi, sevdası, kini nefreti olsa da, bir sevda kelebeği olup, hüzünlü yaslı yüreğime konan. 
Hüznüme hüzün katan, yasıma yas katan bir sevda vardı adı yalan olan…

Bir sevda vardı, rengârenk kelebekleri gönlüme musallat eden sonrada ne söylediği, ne anlattığı anlaşılamayan… Nasıl olduğu, nerde durduğu bilinmeyen, gel git leri olan, nezaketten habersiz yaşayan, bir yerlere konamayan, duramayan, göçebe yaşayan…
Bir sevda kelebeğinin kırık kanadı olan bir sevda vardı adı masalı olan, adı yalan olan.

Bir sevda vardı. 
Adı beyaz kelebek olan, Firuze olan maziden aldığı gıdayla yaşamaya çalışan, hep mazisine takılıp kalan, mazisini aşamayan…
Şiirlere konu olan, yaz günlerinde üşüyen, deli gömlekleri giyen, yağan yağmurlara eşlik eden, deliler gibi dolaşan, kıran, döken, inciten, hep rest vari konuşan ve resti görülen bir sevda vardı adı masal olan, adı yalan olan, adı hiç yaşanmamış olan…

Bir sevda vardı.
Kimi zaman bir karayelde, kara sevda olup savrulan. Sonbaharın son ayının sarı yaprakları göğe savrulan… Kendi içinde kısır döngüleri olan, seven, sevilen, sevilemeyen, anlaşılamayan karmakarışık hal ve ahvalleri olan bir sevda vardı adı masal olan, adı yalan olan…

Bir sevda vardı. 
İyiliğin, nezaketin sevginin, saygının ne olduğunu bilmeyen… Hal hatır, gönül nedir bilmeyen, bilse de ifade edemeyen, medenice veda dahi edemeyen bir yalancı sevda vardı.
Sevgi yoksa yürekte hoşgörü yoksa, gözde yaş yoksa her türlü bağnazlığın, katılığın, acımasızlığın yüreği dolduracağını onlarla yaşanacağını farkında olamayan…
Bir sevda vardı, adı yalan olan, adı masal olan…

Bir sevda vardı. 
Nezaket kapısının nerden açıldığını bilmeyen, bu kapıdan girilebilse sadakat, vefa, sevgi, hoşgörü anlayışının, empatinin kendisini karşılayacağını göremeyen, nezaketin bir erdem olduğunu anlamayan…

Bir sevda vardı. 
Yalancı bir sevda yeliyle savruldu göğe yükseldi. Yıldızlara sordu, bulutlarla konuştu, güneşe, aya sordu.Aradoığının sevda olmadığını anladı.Aradığını bulamadan yeryüzüne indi…
Günlerce karda tipide lodoslarda savruldu, en sonunda düştü bir liman kıyısına, sahillerinde gezindi, limanlara bekçilik etti, beklenen vardı, bekleyen vardı ama hiçbir zaman gelen olmadı.
Çünkü sevgi bilmeyen, nezaketten uzak gönüllerde hakiki sevdanın işi neydi?

Ve bir gün geldi, birden sevda uğultuları kesiliverdi, sevda yağmurları diniverdi, yalan sevdalar alıp başını gidiverdi. Ve bir kez daha yanıldığını anladı, yalan sevdalarda, yalan yellerle esti durdu kısacık ömrünü heba etti.

Yalancı sevdalarla birlikte savrulurken, hakiki sevdalısı onun bu halini görüyordu, üzülüyordu. Son kez onu uğurlamaya geldiğinde cesaret edemedi, yanına gidemedi, ona vermeyi düşündüğü kitapları, sevda fakirlerine verilecek şiirleri ve güzel kokulu, kırmızı gülleri bir beyaz kelebeğin cansız bedeni kalıverdi titreyen ellerinde…

Buruk bir tebessümle, bir kaç damla yanağından süzülen yaşlarla, bir veda şarkısıyla uğurladı sevdasını uzak ellere, bilinmeyen illere, tanınmayan iklimlere, sevgisiz gönüllere… 

Var olan yaşanan, yaşanmayan her şeylere elvedalar, vedalar ederek, hüzünlü bir veda havasıyla hoş çakallar ederek.

Bir sevda vardı, adı masal olan, adı yalan olan, adı hiç yaşanmamış olan…

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/bir-sevda-masal/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.