BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ:

BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ:
Genişletilmiş Ortadoğu İnisiyatifi (İngilizce: Greater Middle East Initiative) Amerika Birleşik Devletleri 43. Başkanı Bush hükümeti tarafından Büyük Ortadoğu adıyla duyurulan, politik kuramdır.: En batıda Fas’ın Atlantik kıyılarından, en doğuda Pakistan’ın kuzeyindeki Karakurum yaylalarına, Kuzeyde Türkiye’nin Karadeniz kıyılarından Güneyde Aden ve Yemen’e kadar uzanan bölgede, Müslüman ülkelere demokrasi ihracını ve bu ülkelerin pazarlarının açılmasının amaçlandığı politik kuramdır.
(GÜNAL, Altuğ. Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye (Türkçe). Ege Üniversitesi. 28 Kasım 2009 )Araştırmacı Altuğ Günal projenin 2001 yılındaki 11 Eylül saldırılarından sonra terörizmi besleyen bataklıkları kurutmak amacıyla ortaya çıktığını ve ABD’nin 2004 yılındaki G-8 zirvesinde gündeme getirdiğini yazmıştır. Günal projenin maliyetinin yüksek olması sebebiyle ABD’nin bu yükü azaltmak için müttefiklere ihtiyaç duyduğunu; fakat hakimiyet paylaşımını az tutmak için kendi payını yüksek tutarak sınırlı paylaşımı esas aldığını savunmuştur. Fransa’nın eski dışişleri bakanı olan Dominique de Villepin Büyük Ortadoğu tanımını Mağrip ile Basra Körfezi ülkelerine aynı yaklaşımı sergileyemezsiniz. Siyasi, ekonomik, kültürel ve eğitimsel konuları göz önüne almak zorundasınız diye eleştirdi.

HALKIN KENDİ GELECEĞİNE KENDİSİNİN KARAR VERMESİ:
Self determinasyon ya da TDK (Türk Dil Kurumu) tarafından önerilen karşılığıyla Öz belirtim (İngilizce: Self Determination), klasik anlamda ulusların kendi geleceklerini belirlemesi kavramıdır. Bir ulus ya da yabancı bir güce bağımlı olmadan ayrı bir devlet halinde örgütlenebilmesi anlaşılmaktadır. Milliyetçi anlayışla aynı doğrultudadır. Kökü bakımından Fransız ihtilali sırasında 1795 tarihinde yayınlanan insan ve vatandaş hakları demecine denk gitmektedir.
Kavramın oluşumu, ulus devlet kavramının şekillenmeye başladığı 18.yy.”a götürülebilirse de, ilk olarak 1.Dünya Savaşı neticesinde Amerikan Başkanı Wilson”un sunduğu Wilson Prensiplerinde ifade edilmiştir. Genel olarak, milletlerin kendi siyasal durumlarını, ekonomik, sosyal ve kültürel manada izleyecekleri yolu kendi iradeleriyle belirlemeleri şeklinde tarif edilir.
Birinci Dünya Savaşı”ndan sonra eski önemini yitirmiştir. Resmi belgelerde ise adı ilk kez Wilson İlkeleri adı verilen belgede bulundu. O dönemde bu ilkeyi en çok ilgilendiren ise Osmanlı Devleti”dir. Bu prensipler sayesinde Osmanlı Devleti”nin Anadolu”yu korumasına olanak sağlasa bile bir çok toprağını kaybetmesi anlamına geliyordu. Çoğu güçlü ülke bağımsız devletlerden yararlanmak için bu sefer manda ve himaye sistemini kullanmaya başlamışlardır.Günümüz modern devlet düzeninin yaşandığı bugün bile self determinasyon ilkesi amacına tam anlamıyla ulaşamamış bulunmaktadır.
Self determinasyon ilkesini günümüzde NATO ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar korumaya almıştır.
Fransa’da demokrasi İngiliz ya da Amerikan mandası ile oluşturulmadı. Eğitim düzeyi, okuma yazma oranı yükselmiş, ekonomik güce sahip olmuş halkın kendi geleceğini kendi belirlemesi ile oluşmuştur.
Afganistan ve Irak’ta uluslar arası vesayet rejimi ile demokratik devlet sistemleri kurulmaya çalışılmıştır.
Ortadoğu halkları ve aydınları nasıl bir rejim istediklerine karar vermelidir. Devlet yönetim sisteminin şekli üzerinde karara vardıktan sonra nasıl kuracaklarına karar vermelidir.
A. Devletin yönetim şekline karar vermek
B. Nasıl kurulacağına karar vermek
A. Devlet yönetim şekilleri monarşi yani krallık, Amerikan tipi federatif başbakanlıksız senatolu, çift meclisli başkanlık sistemi, İngiliz tipi sembolük krallıklı demokratik sistem, Fransız tipi çift meclisli yarı başkanlık sistemi, Almanya ve Türkiye tipi demokratik devlet yönetim şekli veya İran İslam Cumhuriyeti tipi devlet yönetim sistemi. Veyahut Suudi tipi krallık(yönetim) ve şeriat(kanunlu) devlet ve hukuk sistemleri arasından bir tercih edecek.
Öncelikle tercihini belirlemeli.
Bu yönetim şekillerinden hangisini tercih edecek ister referandum ister kurucu meclis yoluyla karar vermek.
B. Yönetim şekline karar verdikten sonra nasıl gerçekleştireceğine karar vermek. Manda ve vesayet yoluyla mı gerçekleştirecek yoksa self determinasyon halkın kendi geleceğini kendi belirlemesi yoluyla mı gerçekleştirecek.
Fransa iç savaşla demokrasiyi kuran ülkedir.
Türkiye 1920 kurucu meclisin 1923 yılında Cumhuriyet rejimini kurması, 1946 yılında Demokrat Parti’nin kurulması ile çok partili hayata geçmesi yine 1960, 1980 de kurucu meclis yoluyla demokratik parlamenter sistemi oluşturmuştur.
Suriye, Mısır, Libya bir tercih yapmak zorundadır. Manda vesayet sistemi ile mi yönetim sistemini belirleyecek yoksa self determinasyon halkın kendi geleceğini kendi tayin etmesi yoluyla mı belirlemeli.
Yönetimdeki diktatörlerin yönetim şekillerini liste halinde sunup halkın arasından birini önce referandum ile yönetim sistem tercihini belirlemesini sağlatarak oluşturmalı. Bu tercihe uygun yönetim sistemini kurmasını sağlamasını beklemekle mi olmalı?
Yoksa mevcut yönetim dışında tarafsız askerlerin oluşturacağı kurucu meclisle mi bu işi sağlamalı.
Ya da iç savaşta galip gelenin insafına ve tercine uygun yönetim sistemini oluşturmasını beklemekle mi olmalı?
Tarih tekerrürden ibaret olmamalı emperyalist devletlerin vesayeti ile Büyük Orta Doğu projesinin gerçekleşeceği hatasına düşülmemelidir.
Düşenler bir de sömürge güçlerine karşı savaşı göze almalıdır.
Orta Doğu halklarının iç savaşsız, mandasız kendi geleceklerini belirleyebilmesini tercih ve temenni ederim

ABDULLAH BEDELOĞLU

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/bueyuek-orta-dou-projes/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.