ÇARŞI,PAZAR

ÇARŞI, PAZAR
 
     Eskiden beri Pazar yeri gezmelerini severim. Bir şey alıp almamak önemli değil. Öylesine dolaşırım. Alakalı, alakasız yerleri. Semt pazarlarını, kapalı Pazar yerlerini, bitpazarı denilen yerleri. Hep eski günler gelir aklıma, rahmetli babamla ayakkabı sattığım çocukluk yılları…
 
    Pazarcılık ayrı bir yetenek ister, müşteriyi toplamak, elindeki malı en iyi fiyata satmak herkesin harcı değildir. Ben bu işlere beş, altı yaşlarından başladığım için iyi bilirim. Ayrıca Pazar yerleri bir yerin kalbinin attığı yerdir. Orası ne kadar bereketli ve hareketli ise vaziyet iyi demektir. Kimselerden ses seda çıkmıyorsa, insanlar alıp almamak arasında tereddüt içinde dolanıyorsa herkes için kötüdür.
 
    İzmir’in meşhur Kemer Altı çarşısı benim sıkça uğradığım,fincanda pişen kahve içtiğim,midye dolma yemek için hususi gittiğim bir yer..Bu günlerde çarşıda kıpırdanma oldukça iyi..Tanıdığım birkaç esnaf arkadaşın dediğine göre; Televizyon dizileri de olmasa esnaf kan ağlarmış.Çarşıyı dikkatlice dolaşıp,yalandan yere birkaç fiyat sor,en çok satılan mallara dikkat et dediler.Kızlar ağası Hanı’nın oradaki kahvecilerden bir kahve içip, düştüm yola.
 
    Hava; Denizden gelen esintiyle karışık oldukça ayaz, sokaklar kalabalık. Bir örmeci, şapkacı önünde hep aynı tip örme şapka.”Osman’ın şapkası burada…!” Allah, Allah Osman’da kim derken “Öyle bir geçer ki zaman” Tv. Dizisindeki çocuğun şapkasıymış. Peynir ekmek gibi satıyor. Sanki Kızılay bedava dağıtmış gibi gençlerin, çocukların başında aynı şapka.
 
    Biraz ilerde bebe malzemesi satan dükkânın vitrininde ahşap bir beşik, üstünde bir yazı “Güllünün Beşiği” Hanımın Çiftliği dizisinden. Takı, incik, boncuk satan dükkânların vitrinlerinde “Hürrem’in yüzüğü” Muhteşem Yüzyıl dizisinden…Çeşit oldukça bol.
 
    Benim en çok dikkatimi çeken “Fatmagül’ün donu geldi” yazan bir muzip. Bu da “Fatmagül’ün suçu ne”  Tv. Dizisinden. Dondum kaldım desem yeridir. O diziyi de, yıllar önce çevrilen filmini de izlemiştim. Tecavüze uğrayan, zavallı bir kızın hayat hikâyesidir.
 
     Televizyon, medya, moda her şey kabul, Hürrem Sultan’ın yüzüğünü takabilir insan, Osman’ın şapkasını da giyebilir. Fatmagül’ün donuna özenti nedir? İşte orayı anlamadım.
 
     Televizyonun, kitle iletişim araçlarının, internetin insanlar üzerindeki olumlu ya da, olumsuz etkileri oldukça fazla. Bunu seçip almak kişilerin, kendi elinde. Fazla özenti içinde yaşamamak lazım.  Yoksa; teknolojiye, modaya yetişmek çok zor. Bu insanları depresyona sokar, huzursuz eder. Evin yolunu bulmak zorlaşır. Çarşınız, pazarınız bereketli olsun. Azıcık aşınız, ağrımaz başınız olsun.
 
                                                                3-2-2011
                                                     Muharrem Karaoğlan
 
       
 
  

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/caripazar/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.