CİNGANOĞLU HÖSÜYÜN (Gömürgenden derlediğim Hikâyelerden)

CİNGANOĞLU HÖSÜYÜN
(Anlatan: Mustafa KARAASLAN)
 
Hösüyün adında bir cingan[1] oğlu varmış. Hanımının dırdırından gaçarak Gayseri’de bir ağanın gapısında hizmetçi olmuş.
Hösüyün, zamanla gendisini çoh sevdirmiş.
Ağasının da Hösüyün emsalinde bir gızı varmış. Gel zaman, git zaman gız Hösüyün’e gönlünü gapdırmış. O zamanda ağalar gızlarını, ancah ağaların oğluna verirlermiş.
Hösüyün hayvanlara yem verirken, gız da inekleri sağarmış. Hösüyün, iki de bir “ah” çeker dururmuş. Gız, bayağı marahlanmış. Hösüyün’e sormuş:
— Hösüyün, neden ikide bir “ah” çekiyosun? Neye üzülüyosun?
— Ah abıla[2] ah! Babama küstüm de memleketden ayrıldım. Şindi gapınızda bir hizmetçiyim! Babamla bozuşmasaydım şindi sen, inekleri bizim ahırda sağmış olacahdın…
— Hösüyün, memleketde sizin inekleriniz var mı? Siz de zengin misiniz?
— Var abıla. İneksiz ev olur mu!
— Başga neleriniz var Hösüyün?
— Abooo! Neyimiz yok ki abıla…
— Bizden zengin misiniz Hösüyün? Hele annat bahalım…
— Abıla telden mi diyeyim, dilden mi?
— Ben hem telden annarım, hem de dilden. Sen bildiğin gibi annat…
Hösüyün annatmaya başlamış:
 
İyidir bizim hâlımız
Gayatan[3]datlı dilimiz.
Mencilise[4] varıncağız,
Üst tarafda yerimiz var.
 
Beş çift öküz, on çift camız,
Sürecek çohtur tarlamız.
Buyurun açıh hanemiz,
Başımıza gorumuz var.
 
Kervanımız dağdan aşar,
Malımızı gören şaşar.
Bekmezimiz saldan daşar,
Gantar çekmez balımız var.
 
İnekler gelir sağılır,
Goyun, guzuya dağılır.
Dağda üveçler[5] yayılır,
Ucu dönmez sürümüz var.
 
Gırat evde bağlı durur,
Gılıç gında yağlı durur.
Dağda yılhımız yayılır,
Bine yahın dorumuz var.
 
Hösüyün’im der ki nasip,
Boyun, boyuma münasip…
Mecidiyeyi dersen kisip
Sandıh sandıh sarımız var.
 
Hösüyün, köydeki mal varlığını sayınca ağa gızının ağzı hayretten açıh galmış. Bunun şaha olup olmadığını öğrenmek için Hösüyün’e yeniden sormuş:
— Hösüyün, söylediklerin doğru mu, bu gadar zengin misiniz?
— Abıla bunlar ne ki! Ben daha malımızın yarısını sayamadım. Gapınızda bir azap olduğuma bahma. Dedim ya babam ile atışdım. Evden bu sebepten gaçdım. Bizim de gapımızda bir sürü azaplarımız var…
Hösüyün’in gendilerinden zengin olduğunu öğrenen ağa gızının içi rahatlamış. Artıh Hösüyün ile evlenmelerine bir engel galmamış. Zamanın geldiğini düşünerek Hösüyün’e aşkını söylemiş:
— Hösüyün, ben sana âşıh oldum. İkimiz de ağa çocuğuyuh. Beni babamdan iste, evlenelim…
Hösüyün, bu teklif garşısında şaşırmış. Bir an düşündükten sona şöyle demiş:
— Abıla, babam ile aram şu an iyi değil. Babandan seni benim istemem de doğru olmaz. Başka bir çözüm bulmah gerekir. Hele biraz düşünelim, bir yolunu buluruh belki…
Ağa gızı buna da hemen bir çözüm yolu önermiş :
— Beni gaçır, birlikde gidelim. Baban ile aran iyi olana gadar bir yerlerde idare ederiz. Babamın evinden bize yetecek gadar yükte hafif, pahada ağır bir şeyler alırım. Bir müddet onunla idare ederiz…
Hösüyün, gızın teklifini gabul edince gaçacakları günü ve saati, buluşma yerlerini gonuşup hazırlıhlara başlamışlar.
Ağa gızı, evden anasının ve babasının altın, mücevher ve gıymatlı eşyalarından alarah torbaya doldurmuş. Giysilerinden de bir bohça yapmış. Hösüyün’e de yeni elbiseler diktirip, hazırlıhlarını tamamlamış. Tavladan iyisinden iki at çekerek ahşam buluşma yerine gitmiş.
Hösüyün, elbiselerini giyerken çoh yavaş davranıyo, dalıp gidiyo, hiç acele etmiyo, düşünceli görünüyomuş. Ağa gızı, Hösüyün’ün bu hâlini fark ederek sormuş:
— Hösüyün, biraz çabuh ol. Gaçtığımız annaşılırsa arhamıza düşerler, yahalayıp ikimizi de öldürürler! Hâlini gören de pişman olduğunu sanır. Ne düşünüp duruyon? Pişman mısın yohsa?..
Hösüyün, gerçeği söylemenin daha doğru olacağı düşüncesiyle her şeyi annatmaya garar vermiş:
— Abıla, ben sana yalan söyledim, öğündüm. Ben bir ağa oğlu değilim. Biz, sizin gibi zengin de değiliz. Ben işin buraya gadar geleceğini hiç düşünmemiştim. Şindi olduğu gibi her şeyi sana annatayım da sen garar ver, diyerek türkü ile anlatmaya başlamış:
 
Aldı Hösüyün:
Ünümüz var ünümüz var,
Ucu dönmez sürümüz var.
Dünden dağermenden geldik,
Bir dağarcıh unumuz var.
 
Gomşulardan allıh[6] sacı,
Duy da buna inan bacı.
Ekmek guru, soğan acı…
Cingân[7] derler soyumuz var.
 
Anâm garı ekmek yapar,
Bişeni uşahlar gapar.
Yedi, sekiz ağsah-topal
On, on iki körümüz var…
 
Hösüyün’im der ki: Naçar,
Garagünler gelir, geçer.
Cangabadan[8] başın göçer,
Bir de cartlah garımız[9] var…
 
“Bir de cartlak garımız var!” sözü ile ağa gızının dünyası başına yıhılmış. Hösüyün, bu sözü ile evli olduğunu mu anlatmak istiyo! Hösüyün’e sormuş:
— Aman Hösüyün, evli misin yohsa?
— He abıla evliyim… Buralara o cartlah garının yüzünden gaçıp geldim.
Bütün hayalleri suya düşen gız, atının yönünü baba evine doğru çevirmiş. Hösüyün’e:
—Hösüyün, her şeyine razı olmuşdum. Yalnız o cartlah garına razı olamam. Burada yollarımız ayrılıyo. O at ile elbiseler senin olsun. Böyle bir olayı yaşanmamış sayalım. Sana uğurlar olsun Hösüyün…
Hösüyün, gecenin garanlığında bir hayal gibi gaybolurken, ağa gızı evine dönmüş…
Derleyen: Ahmet KARAASLAN
 
 
[1] Çingene
[2] Abla
[3] Gayet
[4] Meclis, toplantı yeri
[5] Bir yaşından büyük erkek davar
[6] Alırız
[7] Çingen
[8] Gürültü, patırtı.
[9] Dırdırcı hanım.

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/cnganolu-hoesueyuen-goemuergenden-derlediim-hikayelerden/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.