Dünya bu; Cemil Çiftçi de oyalanıp gitti

Dünya bu; Cemil Çiftçi de oyalanıp gitti

         25.09.1947 tarihinde Elbistan’a bağlı Cela köyünde –ki bilahare Ekinözü ismiyle ilçe olmuştur– doğan Cemil Çiftçi, ilkokulu burada okudu. Orta öğrenimini 1970 yılında Maraş İmam Hatip Okulu’nda tamamladı. Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu.
         Malatya, Balıkesir, İstanbul Gaziosmanpaşa Küçükköy ve Eyüp İmam Hatip liselerinde çalıştı. 2000 yılında emekliye ayrıldı.
         Denemeleri ve araştırmaları Edebiyat, Mavera, Kadın ve Aile, İslam, İlim ve Sanat, Yedi İklim, Hece, Kafdağı dergileriyle Yeni Devir, Zaman, Yeni Şafak, Sağduyu gazetelerinde yayımlandı.
        Kitaplarından bazıları:
        Halk Şiirinde Kerbela Ağıtları, Divan Şiirinde Kerbela, Tasavvuf Kitabı, Maraşlı Şairler Yazarlar Alimler, Maktul Şairler, Erzurumlu İbrahim Hakkı. Bunların yanısıra yayımlanmayı bekleyen onlarca eser bırakarak –geçirdiği kalp krizi sonucu– 29 Kasım 2012 tarihinde aramızdan ayrılan Çiftçi, gök kubbede hoş bir sada bırakan gönül ehillerinin kervanındaki yerini almıştır.
        Cemil Çiftçi merhumu yakından tanıyalı çok olmamıştı.
        ELMÜHAY (Elbistan Mükrimin Halil Yinanç Aile Vakfı) ile İstanbul Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nce Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç’ın vefatının 50. yıldönümü münasebetiyle 25 Şubat 2012 tarihinde İstanbul’da yapılacak olan programa davet edildiğimde, yaşanacak onca güzellikten habersiz, ne gibi sürprizlerle karşılaşacağımı doğrusu ben de bilmiyordum.
        Kadim dostum Ömer Hakan Özalp’ın “Mehmet Bey, bu geziyi sadece yeni yerler görme olarak düşünmeyin. Yeni dostlar edinecek, yeni dostluklara kapı aralandığını göreceksin” dediğinde bu denli haklı çıkacağını tahmin edemezdim.
        Gerçekten de, bu gezide, daha önce telefonla görüştüğüm birçok ismi yakinen tanıma fırsatı bulmuştum.Bu dostlardan biri de “şekli, yaratılışı ve ahlakı güzel olmak” anlamındaki c-m-l kökünden türeyen ismi “iyilik-güzellik sahibi; güzel; ihsan ve iyilik” anlamına gelen Cemil Çiftçi idi.
        Karşılaştığımız andan itibaren yanımızdan ayrılmadığı gibi, Yerebatan sarnıcının hemen yakınında bulunan Gülhane parkında çektirdiğimiz fotoğraflarda da merhumla hep yanyana olmuştuk. Eminönü iskelesinde bizi bekleyen tekneye binerek İstanbul boğazına açıldığımızda da aynı masa etrafında oturuyorduk.
         Çiftçi’yi, toplumun duyarsızlığından çok, ilgi duyması gerekenlerin ilgisizliği yoruyordu. Haklıydı da… Bizim toplumumuz kendi değerlerine neden bu kadar uzak ve ilgisizdi? Şahsi gayretlerle ve geceler gündüze katılmak suretiyle bir araya getirilen çalışmalara neden dönüp de bakılmaktan imtina ediliyordu? Birazcık işin içinde olanlar bunu bilirler. Hani “Türkiye cumhuriyetinin temeli kültür”dü?!. Oysa kültür; konuşulan dildir, yaşanılan tarihtir, inanılan dindir; âdet, gelenek, göreneklerdir; vatan ve millet olgusunun içini doldurduğu herşey, yani bizi biz eden değerlerin tümüdür…                                              
         Birkaç ay önce vefat eden büyük şairlerimizden Abdurrahim Karakoç’un da köyü olan –Elbistan’ın– Cela köyünden çıkıp Anadolu insanına ait değerlerin kaybolmamasına adanan bir ömrün vücut bulduğu isimler arasına adını yazdırarak dünya gurbetinden âlem-i ukbâya göçen Cemil Çiftçi hocam zoru başarmış, arkasından “Allah rahmet eylesin! Bu millet necip bir evladını daha kaybetti…” dedirtebilmiş değerlerimizdendir.
         Ne diyor koca Yunus:
         Dünya bir penceredir
         Sular hep aktı geçti,
         Kurudu vakti geçti,
         Nice han nice sultan,
         Tahtı bıraktı geçti,
         Dünya bir penceredir,
         Her gelen baktı geçti.
        İşte bu hakikat Çiftçi hocam için de hayat buluyor. Ömrün “dünya penceresinden bir bakıp geçecek” kadar kısa olduğuna işaret eden Yunus bizleri bilgece uyarıyor…
        Sultan Süleyman için “600 yıl yaşamış da ‘Rahvan bir atla bir ağacın gölgesinden geçmek kadar sürmedi’ demiş” derler. Önemli olan uzun yaşamak değil, nihayetinde, kalıcı eser vermektir. Onlarca edebî esere imza atan Cemil Çiftçi hocamın da, “Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil” diyen Yunus’un araladığı kapıdan giren ehl-i iman cümlesinden olmasını niyaz ediyorum.
         “Her canlı ölümü tadacaktır” ifadesinde yerini bulan anlam, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sessiz gemi” şiirindeki “demir alma günü” Cemil Çiftçi hocam için de 29 Kasım 2012 tarihinde gelmiştir limandan…
          Hak Teâlâ rahmet eyleye…
          Tüm yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
          Yattığı yer nur olsun!

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/duenya-bu-cemil-ciftci-de-oyalanp-gitti/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.