Huntington ve Yalnız Ülke Türkiye

YALNIZ ÜLKE TÜRKİYE

Huntington’a göre Türkiye, Moğolistan, Etiyopya yalnız ülkedir. Yalnız ülke saptamasını Birleşmiş Milletlerdeki oylamalarda ulusların hangi tarafta yer aldığına bakarak yapmıştır. Bu tespit doğrudur. Bunun sebebi Avrupa medeniyetinin insanlığa aykırı unsurları bünyesinde taşımasıdır. Amerika, Türkiye ve pek çok diğer ülke bu yüzden bağımsızlık savaşı vermiştir. Sosyalist devrimler o yüzden olmuştur. Atatürk yaptığı yenileşme hareketleri ile Avrupa’dan ileri bir toplum oluşturdu. Avrupa, I. ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal’i örnek aldı. Türk Devrimleri tüm Avrupa ülkeleri tarafından benimsenmese de Fransa, İtalya, Almanya için en büyük moral kaynaklarından oldu. Türkiye’deki laik devlet İslam ülkelerine model olmadı. Avrupa’ya model oldu.

Hıristiyanlık Avrupa kökenli bir din değil Ortadoğu-Arap kökenli bir dindir. Hıristiyanlığı kabul etmekle Avrupalılar çok daha önce Roma devrinde Araplaşmışlardı. Din belirleyici unsur olsaydı böyle bir yargı kabul edilebilirdi.

Huntington, Şapka devrimi ile fesin kaldırılmasını başörtüsü yasağı ile karıştırmıştır. Şapka sivil giysi unsuru, fes askeri giysi unsurudur. Atatürk, fesi halkçılık ilkesinin toplumsal hayatta benimsenmişliğini vurgulatmak için kaldırmıştır. Halkçılık ilkesi Osmanlı hanedan ya da başka bir soyun, zümrenin, egemenliğini karşı çıkan bir ilkedir. Dine karşı tavır değildir. Fes bir Osmanlılık unsuru idi. Feste ısrarlı olanlar yeni devrimi kabul etmeyen saltanatçılardı. Huntington saltanatçılar, kralcılar safında yer almış demokratik değerlere düşmanlık yapmıştır. Başörtüsü takan saltanatçıları destekliyor anlamı yoktu. Halktan kadınlar Atatürk’ün annesi de başörtülüydü.

Huntington’a göre Şapka Devrimi kadınların başörtüsünü kaldırmak, kadınların şapka giymesini sağlamak için yapılmıştır. Türk aydını, halkı bunu anlayamamış, Atatürk annesine şapka giydirmeyi unutmuştur.

Kamusal alanda başörtüsü takılmaması uygulamasına gelince, Hz Muhammet de Hac esnasında peçe takılmasını yasaklamıştır.

Huntington, Türkiye’de Fransız tipi demokrasi olmasını yanlışlık olarak görmüştür. İngiliz tipi demokrasi olması gerektiğini belirtmiştir. Amerika’da da İngiliz tipi demokrasi yoktur. Türkiye demokrasisini Halkçılık ilkesine uygun olarak biçimlendirmiştir. Eğer Huntington görüşlerinde samimi ise Amerikan demokrasisine aynı eleştirileri yöneltmelidir. Görülüyor ki demokrasinin gelişim süreci kavranamamış ya da demokrasi özümsenmemiş hala saltanat taraftarlığı yapılmaktadır.

Atatürk devrimleri medeniyetler ittifakı, işbirliği ve uzlaşması oluşturmak için yapılmıştır. Huntington niçin ittifak, uzlaşma ve işbirliği yapıyorsunuz diye azarlamakta, çatışma taraftarlığı yapan bir tutum sergilemektedir. Bunun gerekçesi olarak Batı’nın Türkiye ile uzlaşma ve işbirliğinden kaçındığını Türkiye’nin ısrar etmesinin aşağılandırıcı bir durum olduğunu belirtmiş. Uzlaşmadan vazgeçilip medeniyetler çatışması tavsiye edilmiştir.

Huntington’a göre Türkiye yalnız devlet, Osmanlı devleti yalnız ülke değildir. Bu tespit yanlıştır. Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti’nden daha yalnız bir devletti. Osmanlı Devleti sömürgeci, işgalci bir devlet olarak görülmekteydi. İngiliz ve Fransız kaynakları da Osmanlı’nın sömürü devleti olduğunu belirtmekte diğer devletleri isyana teşvik etmekteydi. Sözde Osmanlı işgalinden kurtarmak için Ortadoğu ülkelerine yerleşmekteydi. Şimdi ise Huntington tarafından Avrupa tarihine aykırı olarak Osmanlıcılık yapılmaktadır. Osmanlılıkla verilen özgürlük Türkiye devleti tarafından diğer halklara verilmiyor küçümsemesi yapılmaktadır. Aynı Hungtinton Osmanlı’nın Ermeni soykırımı yaptığını ilan ederek kendi kendine çelişmekte insanlık değerlerinin gelişim sürecini kavramakta ve özümsemekte zorlukları olduğunu göstermektedir.

Türkiye’nin Japonya modeli Batılılaşma sergilemesi gerekirken bunu yapmadığını, kendini yalnız ülke konumuna düşürdüğünü belirtmiştir. Demokrasi ile yönetilen diğer İslam ülkelerini unutmuştur. İran’ın bunu yaptığını ama Şii olduğundan mezhep farkı dolayısıyla yalnız kaldığını belirtmiştir.

Türkiye öyle yapsaydı acaba bugünkü Batı Medeniyeti olur muydu? Atatürk’ ün yaptığı devrimler 350 yıllık Türk aydınının birikiminin çabalarının ürünüdür.

Laikliğin Türkiye tarafından benimsenmesini eleştirmektedir. Laikliğin ne olduğu konusunda yeterli bilgi ya da özümsemenin olmadığı yazıdan anlaşılmaktadır. Laiklik: Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta İncil ve Kur’an hükmü olarak görülen bazı hükümlerin mutlak olmadığı din adamlarının tercihini ve aşırılık içerdiğini inanmaktır. Kanun yapma yetkisi halk tarafından seçilen kişilere aittir. Laiklik onların aklın ve bilimin ışığında yasalar yapabileceğini belirtir. Laiklik Protestanlık mezhebini oluşturmuştur. Türkiye’de laiklik Türk Devrimini oluşturmuştur. Yasa yapma yetkisi yasama meclisine aittir. Egemenlik halkındır. İslam’da hırsızın elini kesme, zina edenlere uygulanan cezalar, miras hükümlerinde kadın erkek eşitliği, mezhep, din, ırk farkı olmaksızın kanun önünde herkesin eşit olduğu, yaşama hakkının mutlak olduğu Allah’ın verdiği canı, azaları Allah’tan başkasının alma hakkı olmadığı gibi ilkeler bunlar arasında sayılabilir. Hırsızlığa karşı el kesilmesine karşı olunmanın hırsızlığın suç olmadığı anlamına gelmemektedir. Zinanın suç olmadığı anlamında da değildir. Cezalar değişmiştir. Allah’a ait haklar ve cezalar kullara ait haklar ve cezalandırmalar ayrımı yapılarak bu oluşturulmuştur. Bunlar zorlayıcı sebepler ve cezaların şahsiliği yanında toplumsallığı da vardır doktrinlerine göre oluştu. Kulların cezalandırma hakkı para ve hapis cezaları olarak benimsenmiştir. Akıl ve bilime değer vermek, tüm bu yenileşme hareketlerine, tarihi birikimlere sahip çıkmak yönetim şekli olarak cumhuriyeti kabul etmek laiklik olarak görüldü.

ABDULLAH BEDELOĞLU

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/huntington-ve-yalnz-uelke-tuerkiye/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.