Şiirli Fıkralı Kurban Bayramı

KURBAN BAYRAMI  

            Bayram en güzel geleneklerimizden biridir. Bayramlarda yüzlere yeni bir can, heyecan gelir. Özellikle çocuklar çok sevinir. Çünkü bayramlık giysilerine bürünürler, yeni giysileriyle bayram ziyaretlerine gidip para, şeker, mendil almak çok hoşlarına gider. Can Dündar, Milliyet Gazetesinde çıkan bir yazısında, “Bayramların kokusu vardı eskiden… Uyanır uyanmaz, başucunda yeni çift ayakkabının deri kokusu… Gün ışığıyla evde bayram temizliğinden arda kalan kesif sabun kokusu… Kahvaltı sonrası, (harçlık öncesi) ana babanın önce elinde, sonra yanağında saf limon kolonyası kokusu… Misafir odasının ortasına konuşlandırılan şekerlikten yayılan dayanılmaz çikolata kokusu…

            Sokakta mantar tabancasının barutuyla çatapat kokusu… Lunaparkta derin bir silindir içinde gürültüyle dönüp duran motorların egzoz kokusu… “ diyor.      

            Kurban bayramında et kokusu, temizliğe uymayan kişilerin kestirdikleri hayvanların gübre ve sakatat kokusu da karışır bu kokulara. Öyle olur ki uluorta kesilen hayvanların artıkları derine gömülmeden ya da gelişigüzel bırakılır. Yanından geçenler üç beş gün burunlarını tutmak zorunda kalırlar, bunları yapanlara söver sayarlar. “eksik olsun sizin işleyeceğiniz hayır, keseceğiniz kurban!” diye homurdanırlar.

            Bayram günleri, toplumsal uzlaşma, barış ve kardeşlik günleridir ama son yıllarda öyle çok kurban verildi ki anarşiye, teröre, bayram trafiğine; insana “Aman bayram falan olmasın ama şu ölümler, zulümler sona ersin” dedirtiyor.

            Zülfü Livaneli, Vatan gazetesi’nde çıkan “Bayram Düşünceleri” yazısında, “seyahat bahanesi” gibi görülen bayramlara değindikten sonra şöyle yazıyor: “Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü… Bunların hepsi batıdan öğrendiğimiz bayramlar! Bir yandan yüzlerce yıldır kökleştirdiğimiz gelenekleri unutuyoruz, bir yandan da yeni bayramlar benimsemek istiyoruz. Oysa kendi bayramlarımızı gerçekten sevinçli bayramlara dönüştürebilsek, batıdan bayram ithal etme garipliğine düşmeyiz.”

            Kurban bayramıyla ilgili şiirlere yer verelim biraz da. Emrah şöyle diyor:

            “Bir yâr için geçti can ü serinden

            Vücudum kül oldu aşkın narinden

            Emrah buse ister nazlı yârinden

            Bu bayram olmazsa kurbana kalsın”

            Akıllı bir kız, yavuklusuna bakın nasıl sesleniyor:

            “Selam söyle anana

            Altın alsın bolcana

            Deve eti sert olur

            Kuzu yolla kurbana.”

            Not: Anadolu’da damat adaylarının kız tarafına, kurban bayramında kurbanlık koç yollaması âdettir. Kız bunu hatırlatıyor yavuklusuna.

            Cahit Sıtkı Tarancı, kurban bayramında kesilen kurbanları, akıtılan kanları görünce ölüm aklına geliyor ve şunları yazıyor:

            “Korkarım felekte bir gün

            Bir bayram yemeğinde

            Anam babam gibi kardeşlerim de

            En güzel dalgınlığında ömrün

            Beni gurbette sanıp

            Keşke gelseydi bu bayram diyecekler

            Ve birdenbire yürekler

            Aynı acıyla yanıp

            Hepsinin gözleri yaşaracak

            Öldüğümü hatırlayarak.”

            Bir türküde kurban bayramının gelişine sevinemeyen, aksine derdi artan bir gurbetçinin “Bayram gelmiş neyime/ Aman anam garibem/ Kan damlar yüreğime” diye feryat ettiği görülüyor.

            Fuzuli, herkesin yılda bir kurban kestiğini ama kendisinin sevgilisine her an kurban olduğunu belirtiyor:

            “Yılda bir kurban keser halk-ı âlem ıyd için

            Cana ben senin dem be dem kurbanınam”

            Baki, kurban olduğu sevgilisine, kendisini eziyet kılıcıyla öldürmemesini, kurban bayramını beklemesini söylüyor:

            “Şimdi tiğ-i cevr ile öldürme kurban olduğum

            İyd-i adha geldiğinde edesin kurban-ı iyd”

            Bayram sabahı erken kalkıp bayram namazına gitmek, namazdan sonra kurban kesmek gelenektir ama bakın sevdalımız bayram namazını ne zaman kılacaktır:

            “Sabahların ayazı

            Al başımdan beyazı

            Girsem yârin koynuna

            Kılarım bayram namazı.”

            Âşığa bayram, sevgiliye kavuştuğu gündür:

            “Saraylar yaptırdım bir uçtan bir uca

            İçinde oturdum üç gün üç gece

            Kurbanlar keseyim sadığım gece.”

            Kurban sadece bayramda kesilmez, bir şey isteyip, “ Bu isteğim olursa adağım var, isteğim yerine gelirse bir koç kurban edeceğim” der kimi zaman kişi. Bu da adak kurbanı olur. Temel atma törenlerinde ve spor kulüplerinin sezon açılışlarında kurban kesilir. Kurban kanı oyuncuların alnına sürülür. Belki bu yüzden maçlar kanlı geçer!

            Bir zamanların ünlü şarkıcılarından Necmi Rıza Ahıskan kendinden çok yaşlı bir kadınla evlenmiş ama mutlu olamamış. Şiddetli geçimsizlikten boşanmışlar. Sanatçımız Eyüp Sultan’da kurban kestirmiş. Bir süre sonra bu sefer kendisinden çok genç bir kadınla evlenip boşanmak zorunda kalan Necmi Rıza gene Eyüp Sultan’da kurban kestirince tiyatrocu arkadaşı Vasfi Rıza dayanamayıp şöyle demiş: “Hayvanlıkları hep sen yapıyorsun ama nedense olanlar zavallı hayvanlara oluyor, onların kanı akıtılıyor!”

            Tevfik Fikret kanlı bayramları sevmez ve şöyle der:

            “Din şehit ister, asuman kurban

            Her zaman, her yerde kan kan kan!”

            Hurma toplamak çok zor olurmuş. Hurma ağacına çıkan fellah, şuradan bir kurtulursam kurban keseceğim, anlamında, “Kurban fi! Kurban fi!” diye feryat edermiş ama yere inince hemen, “Kurban mafiş!” Kurban mafiş!” yani kurban kesmeyeceğim diye bağırırmış… Dar gelirli vatandaşın kurban kesmesine gerek yok. Zaten kendisi trafik kurbanı, zam kurbanı! Bari bu bayramda ortalık kan gölüne dönmesin/ Mutluluk çeşmesinin suyu kesilmesin. Ama nerde? Umutlar suya düşüyor, vatandaş kurbanlık koyun oluyor…

            Şair Haşmet, hayvan pazarının yanından geçerken Fıtnat Hanım’ın kurbanlık koyun seçmeye çalıştığını görmüş ve hemen yanına giderek; “Kurban aramaya ne hacet? Ben sizin kurbanınız olayım” demiş. Fıtnat Hanım şairimizi şöyle bir süzmüş, “Ama ben boynuzlu koç arıyorum. Öylesi makbulmüş” diye konuşmuş.

            Şair Haşmet taşı gediğine oturtmuş:

            “Aman efendim, demiş. Kapınızda birkaç gün durayım. Boynuzlarım çıkar hemen.”

            Mutluluğun cemresi düşsün gözünüze, gönlünüze

            Güzellik bahçesinde güller açsın gökkuşağı renkli

            Bayram sevinci hep sürsün, ömür katsın ömrünüze.

 

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/iirli-fkral-kurban-bayram/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.