Islık tadında aşk

İlkokulda sebile adında bir kız vardı… İlkokul beşinci sınıfta âşık oldum, çok erken bir yaştı ama sanki bana geç gelen bir dönemdeydik. İlk şiir karalamalarım onun aşkıyla birlikte başlamıştı. Sınıf başkanıydım, kimseyi konuşturmazdım. Sebile hariç! Konuşsa sınıfın huzurunu bozsa dahi, hiç ismini kara tahtaya tebeşirle yazmadım. Yazarsam, sanırdım ki, sınıfın penceresi ansısın bir rüzgâr esintisiyle açılacak ve tebeşir tozlarını savuracak; Sebile’nin adını silecek, toz bulutlar havada uçuşacak ve de pencereden dışarıya çıkacak Aşkımı anlatmak ve karşılığını beklemek bir yılıma mal oldu, ilanı aşk ettiğimde ise bana çok kızıp, küsmüştü. Ben yılmadan, usanmadan sık sık aşkımı ilan ediyordum. İlk aşk, masum, berrak duygular; Anne sütü kadar pak, gece yıldızı kadar parlak… Sonunda o da dayamayıp bana aşık olduğunu itiraf etmişti. Bir yıl sonra, yani orta birinci sınıfta. …

Bir süre sonra annesinden istemeye bile gittim; annesi gülmekten nefes nefese kalıp neredeyse bayılacak gibi olmuştu. Ben bu durum karşısında kızarıp bozulmuştum, kızgınlığım kat be kat artmıştı. Kahkahaya boğulmasına anlam verememiştim. . “ evladım ne sevmesi, siz daha çocuksunuz. Bende; Evet çocuğuz ama ben bunu yüreğime anlatamıyorum. ”Tamam, büyü subay ol, ondan sonra gel kızımı iste, söz sana vereceğim. Ben“ tamam subay olup kapına geleceğim “dedim. Bir aksilik oldu, büyüdüm ama subay olamadım. Kızı bir memura verdiler. Bir şiirim var adı, “gönlümün geçitleri” diye. . İlk kıta şiir ona ait. Çerkez kızı hem cilveli hem nazlı oda gitti bir memura vardı, yüreğime saldı bir sızı… O dönemler telefon yoktu, mektuplaşırdık, teneffüs aralarında herkes dışarıya çıktığında gizliden hemen çantasını açar, bir kitabın arasına yazdığım mektubu koyardım. Ahh Bizim okul biraz şehir dışında kalıyordu. Ben her sabah erkenden çıkar, Sebile’nin geçeceği yolda köşede ona görünmeden beklerdim. Yolun karşı yanından ve birkaç metre gerisinden yürürdüm. Çok güzeldi, nefes kesecek kadar güzellikteydi. Çok kıskanırdım, istemezdim benden başka gözlerin ona bakmasını. Bir gün teneffüste başka sınıftan biri yanlışlıkla sevdiğim kıza çarptı, bunu görünce gözlerimin feri döndü. Gözümden sakındığım sevgilime ben bile bakmaya kıyamazken, başkasının yanlışlıkla da olsa tenine değmesini hazmedememiştim. Çocuğa bir dalaştım, neye uğradığını şaşırdı, tökezledi, yere düştü, aldım elime, Allah yarattı demedim, dövdükçe dövdüm. Çok seviyordum, farklı bir güzelliği vardı. Adı üstünde gönlümden geçen bütün kadınlardan bir iz var onda. Birincisi, ikincisi, üçüncüsü.. İlk şiirimim ilk kıtasını takip eden diğer kıtalar onun siluetini yansıtıyor. Mektup yazılı bir eserdir. Yürekten akan duygular mühürlenir. Zaman geçse de ayrılıklarla son bulsa da günü gelir hatırlanır. Sebile.. Allah yolunda olan hayırlı kadın… Biraz haylaz, ele avuca sığmayan deli dolu biri. Okul dönemi boyunca her gece yaşadıkları mahalleden ve sokaktan geçerdim, evlerine yaklaştığımda ıslık çalardım. Islığın sahibi ben olduğumu anlar pencereye yaklaşırdı. Çoğu zaman ev hanesinden fırsat bulamaz olsa gerek, perde aralanmazdı bile. Olsun derdim içimde, olsun varsın perde aralanmasın, ıslığımı duymuştur elbet. Yüreği kıpırdamıştır elbet. Parolamız vardı “ıslık” Perdeyi araladığında anlardım ki; ıslığın çalınıyor ihtimalinin olması dahi heyecan vericiydi. Dedim ya, ben subay olamadım ve Sebile’yi isteyemedim. Bizim zamanımızda memura kız vermek modaydı ya, eee benim gibi bir işsiz aylak dolaşan birine mi vereceklerdi kızı?

Yıllar sonra, saçlarımıza aklar düştüğünde sokağımda bir ıslık sesi ahengi kulaklarıma fısıldadı. Arkama dönüp baktığımda ıslığın sahibi benmişim meğer. Aynı sokakta her gece geçerek ıslığı sahibine bahşettim. Tek kelime bile etmeden yıllarca aynı sokakta geçerek her gece bıkmadan, usanmadan aynı melodiyle aynı ıslığı çalmaya devam ettim. –ta ki, hoca sela verene dek… Anınca tebessüm ettiren anılar. Dilimdeki ıslık tadındaki hece” bir tek seni sevdim” şarkısı ahenginden tat bulurdu. Gecenin sessiz girdabında cırcır böcekleri sesi eşliğinde çalınan ıslık, vuslata ermeli. Her ıslık çaldığında muhatabı sen ol. Üstüne alın ve pencerenden dışarıya sokağa bak… Islığımın sahibi; Ebediyet vuslata ermeli ıslık tadında…. Fısıltıydı kulaklarda çınlayan ıslık tadında aşk Ulviye Ay 25/07/12

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/islk-tadnda-ak/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.