Korkaklığın Arkasına Saklanan İnsan…

 

Karanlıkları kuşanmış uçsuz bucaksız bir boşlukta, var oluşla yok oluş arasında bir yerdesin… İnsan olmadığın kadar bir başka yaratıksın ve hiçbir şey düşünmek istemiyorsun… Yalnızlığın ve umursamazlığın tüketiyor günbegün seni…

Adına Evren dediğin şu mekânda yapayalnız küçücük bir zerre gibisin… İnsanlara bağlılığını duygular terazisine vursan güvensizliğin ağır basacak… Ve nefretin ise her gün büyüyor… Duyumsadıkların anlamsızlığın ötesinde yeniden yeşeren duygular sağanağı…

Ne kötü değil mi? İnsanların yalnızlığının ve tekdüzeliğin içinde kendini tüketen böylesi bir dünyada yaşıyor olması ve senin onlarla birlikte olup da korkuyu ve mutsuzluğu tanıman…

Sanırım en büyük sorun, insanların böyle hücresinde tek başına gezinirken yalnızlığın şarkılarını söylemekten, dinlemekten haz duyuyor olması… Sanki bir uçuruma yuvarlanmış da bir ağacın dalına tutunuyorlar, ha kırıldı ha kırılacak… Seni bilmem ama beni hayata bağlayan değerler bu denli ince… Yaşam ne kadar dayanır bu tekelliğe ve ben ne kadar dayanırım bilinmez.

Her zaman olduğu gibi o tükenmeyen umutla beklenir Ya sevmesini bilmediğin mutlu bir yaşama ulaşır, ya da anlaşılmamamın umutsuzluğu içinde, geride hiçbir iz bırakmadan bu zavallı dünyaya hoşça kal;

Kendi tekelliğinde ve küçücük düşlerinde seni sürekli boğan; Senin karanlığın içinde büyüyor olmandan başka bir şey değil. Belki de yaşama bağlanmanın nedenleri bu dünyaya hoşça kal nedenlerin daha büyüktür ve güçlüğün tek nedenidir… Yoksa zayıf olan insanlar mı, hep çaresizliği kuşanırlar…

Şu hastalıklı ve çılgın dünyanın sevgisizliğinden haz duyan buruşuk düşler toplamımı insanlar?

Kendini ne kadar kararsız ve kimsesiz birisi olarak görüyorsun, sürekli üzüntüler ve umursamazlıklar üretiyorsun. Onun için başını koyup ağlayacağın bir omuz peşinde koşuyorsun. Her şeye karşı bir öfke tufanısın ki; sanki bir şeylerin intikamını ya da birilerinden hakkı olan şeyleri almak istiyor gibisin… Öyle bir gecesin ki, ne seni bir türlü bırakmayan bu dünyada ne de büyülü bir sesle devamlı çağıran başka bir dünyaya aitsin…

Sormanın tam sırası; Bu dünyada ki yalnızlığımızı ya da çaresizliğimizi daha ne kadar haykıracağız? Özlemlerimizin gerçekleşmesi için kimlere ellerimizi açacağız. İnan ki Tanrılar kadar uzak Hızırlar ve mesihler bize… Bu yılgın ve umursamaz beklentilerin gerçekleşmesi için bir mucizenin olması gerektiğine inanmaktan vazgeçmelisin artık. Çünkü sen, mutlu bir yaşamın Tanrıların ve mucizelerin eline bırakanlardan değilsin, üstelik buna da pek inanmıyorsun da.
Çünkü mutsuzluğu yazgı saymıyorsun… Bizim gibiler için en kötüsü yaşamın içindeki anlamsızlıkların, can sıkıcı bir şekilde sürüp gitmesine boyun eğmek olsa gerek…

Gizlenecek, sığınacak o kadar çok mağara var ki yaşamımızda…

Biliyoruz, olaylar beklediğimiz, dahası istediğimiz boyutlarda gelişmiyor… Oysa her şey bizlerin ellerinde; dilersek olayların akışına kapılıp belirsizlikler içerisinde sürüklenmekten sıyrılarak onları yönlendirebiliriz…

Aklın, mantığın, deneyimin ya da inancın o kadar çok değeri ve anlamı var ki.

BİLİRSİN BİRŞEYİ DEĞİŞTİRMEK ONU ANLAMAKTAN GEÇER…

Bir düşün istersen; Belki de insan korkaklığın arkasına gizlenecektir.

Bu da onun işine geliyor olmasın…

Silkele tepene çöreklenen karamsar bulutları… Anlamsız kederle yüklü, yorgun, çökmüş berbat bir durumda duyumsama kendini… Yaşamı yaratan şeyler, gerçeğin arkasına gizlenmiş kuşkulardır…

Büyüt onları!… BÜYÜT Kİ, EMEĞİNLE ÇOĞALSIN DÜNYA…

Sevgiyle Kalın…

paylaşım

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/korkakl-arkassaklanan-san/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.