MUSTAFA KEMAL’İ ANLAMAK

MUSTAFA KEMAL’İ ANLAMAK 

      Kime sorsan ben “Atatürkçüyüm” der. Sevse de sevmese de der. Kimi Atatürk rozeti takar, kimi arabasının arkasına imzasını yapıştırır. Sevgisini değişik yollarla ifade ederler. Karşılıksız, katışıksız sever. Bilinçaltından, aldıkları eğitimden, büyük bir insan olduğuna aklı keser herkesin. Milli bayramlara çoğumuz katılırız, o gün orada anlatılanlar, okunan şiirler, etkinlikler hoşumuza gider, ertesi güne bir şey kalmaz.

       O’nu sevmek demek, bir günlük, bir anlık değildir. İlkelerini benimsemek, hayat felsefesi olarak özümsemek gerekir. Gerçek Atatürkçülük işte odur. O’nun hakkında okullarda tarih dersine giren öğretmenlerimizin anlattığından başka, çok şey bilmeliyiz. Öğrencilik yıllarında aldığımız o bilgileri, sınıfı geçince, ya da okulu bitirince unutur gideriz. Sonradan okumak, araştırmakta aklımıza gelmez.

     İşi başından alırsak; En basit yönüyle şeriat ile yönetilen, darmadağın olmuş bir Osmanlı Devleti’nin küllerinden, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal’dir. Dolayısıyle bugün sahip olduğumuz özgürlüklerin çoğunu Mustafa Kemal ve arkadaşlarına, onun askerlerine borçluyuz. O’nu sevmeye ve yaşatmaya en büyük sebep budur.

   Gelelim şimdi asıl meseleye. O’nun ilkeleri; Cumhuriyetcilik, Milliyetcilik, Halkcılık, Devletcilik, Laiklik, Devrimcilikdir. Hangimiz bir çırpıda sayabilir, ne anlama geldiğini, nasıl açıklayabilir? Ben inanıyorum ki, çoğumuz açıklayamaz. Neden peki? Köylüsü, şehirlisi, kadını, erkeği, çoluk çocuğu, yediden yetmişe bilmesi gerekmez mi? Bence gerekir. Çünkü bu gün yaşadıklarımız, egemenliğimiz onların hediyesidir de onun için. Okumalı, okutmalı, anlamalı ve anlatmalıyız.

     Mustafa Kemal; Bir partinin, bir derneğin, şu veya bu şekilde sahiplenen kişi ve kurumların değildir. O bütün Türk Milletinin Atatürk’üdür. O’nu her zaman, her yerde anlamak ve anlatmak, yaşatmak da boynumuzun borcudur.

     O’nun bu memlekete yaptıklarının bilincinde olan herkes, bu işlerden şahsi menfaat beklemez. Şahsi çıkarlar ön plana çıkarsa, devir değişir, geldiğimiz yere geri döneriz. Mozaik bir Devlet olan Türkiye Cumhuriyetinde ayrışmalar başlar. Kürt, Türk, Laz, Çerkez… Suni, Alevi, İsevi… Tarikatlar, cemaatler, gruplaşmalar alır başını gider. Mozaik bir yerinden parçalanmaya görsün darmadağın olur.

     Mozaik, üniter devlet yapımızda bu tür tırtıklamalar yok mudur? PKK Terörü, Cemaatleşmeler, Alevi, Suni zıtlaşmaları… Kaç can yanmıştır, kaç canan… Oysa Mustafa Kemal, birleştirici ve bütünleştiricidir. Karşılıksız, saf ve temiz. Ne Cennet vaat eder, ne de Cehennem.

   Türkiye Cumhuriyeti’nin bu üniter yapısından, laik düzeninden rahatsız olanların menfaatten başka bir şey düşündüklerine inanmıyorum. Bunun içinde gece, gündüz durmaksızın çalışırlar. O ulu önderin sağladığı özgürlükler içinde, bindikleri geminin tabanına delik açarlar. Bilmezler ki bu gemi batarsa, hepimiz yok olur gideriz.

     Bazen, onlara gıpta etmiyorum desem yalan olur. Adamlar amaçlarına ulaşmak için, hiyerarşik bir düzen içinde, disiplinli bir faaliyet içinde gece gündüz çalışırlar. Bunları uzun, uzun anlatmaya gerek yok. Zaten sağır sultan bile biliyor bunları. Asıl mesele Mustafa Kemal’i sevenler siz ne yapıyorsunuz? Düşünün bakalım.

     Atatürk’ü sevmek; 10 Kasımlar da boynu bükük durmak değil. O’nun ilkelerini yaşamak ve yaşatmaktan geçiyor. Hadi kaldırın başınızı, dik tutun, kenetlenin. Memleketin O’nu candan sevenlere ihtiyacı var.

      62.Ölüm yıl dönümünde Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını rahmet ve şükranla yâd edelim, bizlere emanet ettiği bu aziz vatanı sonsuza dek, birlik bütünlük içinde yaşatmaya gayret edelim. Hemen, şimdi. Yarına bırakmadan. Sonsuza kadar…

 07 -11-2010 Muharrem Karaoğlan

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/mustafa-kemal-anlamak/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.