Oruç Baba’dan Aforizmalar-42

*Hayata sitem, çaresizliğin bir başka ifade şeklidir.

*İhanete uğrayan toplum ya da bireyin küskünlüğü, kolayca intikam alma isteğine dönüşebilir.

*Kendini ödüllendirken veya cezalandırırken bunda aşırıya kaçma.

*Hayat ne kısadır ne de uzundur; yaşadığının farkına vardığın kadardır.

*Yalanı yastık yapanın, yorganı da kabustur.

*Saygı sınırları çiğnenmiş olan her ilişki bitmeye mahkûmdur. Böyle bir ilişki içinde bulunduğunuz ister akrabanız, ister dostunuz, ister anne-babanız, isterse çocuğunuz olsun. Sonuç değişmez!

*Doğanın cömertliğine, alicenaplığına hayran olmamak mümkün mü? Çünkü bize her şeyi hiç kısıtlamadan veriyor ve son nefesini veren insanları da iyi-kötü ayırımı yapmadan bağrına alıyor.

*Öldükten sonra beni toprağın altında arama.Evet ben toprağım; ama toprağın üstündeyim. Karnını doyuran bir ineğin ağzındaki yeşil çimenim. Elma toplamak için bir afacan çocuğun üzerime çıktığı meyve ağacıyım. Oltadan  balığın kaptığı bir solucanım.

*Söylemediğin düşüncelerinden dolayı duyduğun pişmanlık, söylediklerinden dolayı duyduğun pişmanlıktan daha az olacaktır.

*Evreni anlamada zorlanıyor musun? Bir de sevgi ve hayranlıkla denesen!

* Mum; yanıyor, eriyor ve bitiyor. Ama buna rağmen ışığını etrafına cömertce yayıyor. Bir mum kadar bile olamayanlar bundan utansın. Sakladıkları bilgiler bu dünyadan göçtükten sonra ne işlerine yarayacak acaba?

*Gitmene bir şey demiyorum; sitemim gittiğin yeri söylemediğin içindir!

*Ne güzeldir unutmak! İyi ki unutuyoruz. Ya unutamasaydık; tüm ömrümüz geçmişe ah vah etmekle geçmeyecek miydi?

*Gece olmaktan vazgeçti isen, güneş ol. Sonra istersen gene fikrini değiştirip, aydınlık olmaktan vazgecip karanlık olabilirsin.

*Ceplerindeki paraya bakıp da adam olduklarını sananların, bankalardaki kiralık kasalardan farkı ne?

*”Bırak beni!” diyorsa bırak; “Tut beni!” diyorsa tut. Ama sonra, bıraktığını tutma; tuttuğunu da sakın ola ki bırakma.

*Derdini atamıyor musun? Öyleyse biraz bekle, o nasıl olsa seni atacak.

*Sevinci avuçla dağıtabilirsin; kederi ise dirhemle. Buna rağmen bir dirhem keder, onca sevinci yok eder. Tıpkı kazanlar dolusu balın içine damlatılan bir damla zehir gibi…

*Denizi büyük yapan küçücük küçücük su damlacıklarının aynı yerde toplanmasıdır. Toplumları da büyük ve güçlü yapacak olan yetenekli, çalışkan ve dürüst tek tek bireylerin bir araya gelmesidir.

*Tövbeni bozduysan bile gene tövbe  etmekten çekinme. Hatta bozdukların için de tövbe et.

*Güzel, güzel olmasaydı hiç düşmanı olur muydu?

*Güzel sözle, doğru söz aynı şey değildir. Nice güzel söz vardır; ama doğru değildir. Nice doğru söz de vardır, güzel değildir.

*Kafesteki bülbülün sesini dinleyerek zevkten kendinden geçen, bence psikolojik bakımdan hastadır.

*Dilin söylediği her şeyin cezasını ödemeye kalksaydık, tüm ömrümüz hapishanede geçerdi.

*Aşıkları yargılamayacak kaç kişi var şu dünyada?

*Kuru bir ağaç ne işe yarar diye düşünme. O beğenmediğin ağaç, bir kuşa dinlenme  ya da yuva yapma yeri olabilir.

*Neden durmadan  nefsimizi sınamamız gerektiği bize telkin ediliyor; her sınav kaygısının olumsuzlukları daha da artırdığı bilindiği halde.

*Bana “gamlanma” diyen gamlı gönül; sen önce kendine bak!

*Uzaklaştıkça yaklaştıklarım, ama yaklaştıkça da uzaklaştıklarım var.

*Bazen karşımızdakinin anlayışına sığınmaktan başka bir çaremiz kalmaz.Eğer o kişide bu yoksa, vay ki halimize vay!

*Çiği pişmiş, hamı da olgun gibi göstermek karaktersiz insanların en büyük becerilerinden biridir.

*Sevginin çıkarsızı, sevginin safı, sevginin yalansızı diyoruz. Yanlış. Çünkü sevginin çıkarlısı, saf olmayanı, yalanlısı diye bir şey söz konusu değildir.

Ömer Faruk HÜSMÜLLÜ

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/oruc-babadan-aforizmalar-42/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.