Oruç Baba’dan Aforizmalar-43

*İnanç kalesini, dışarıdan saldırarak yıkamazsın; ancak, belki içeriden fethedebilirsin.
*Hayat defterimde her insana beyaz bir sayfa açtım. Kimi bomboş bırakıp, kimi de karalayıp gitti. Geriye kaç sayfa kaldı bilemem, ama tüketinceye kadar açmaya devam edeceğim.
*Gönül kapını açık tut, gelmek için hazır bekleyen o kadar çok güzel insan var ki…
*Toplumsal yığınlara güvenip de bir maceraya atılanları bekleyen son, büyük bir hayal kırıklığıdır.
*Olağanüstü dönemlerde o kadar çok yüreksiz insanla karşılaşırsınız ki, sanki ortalıkta hiç “adam gibi adam” yok sanırsınız; tâ ki bir tanesi gökyüzünden parlayan bir güneş gibi çıkıncaya kadar!
* Toprağın suya olan aşkı; işte, hayatın sırrı burada.
* İnsanlar ya beyinleri ile ya da yürekleri ile severler; ikisi ile birlikte sevenler o kadar az ki…
*Özlem olmasaydı, vuslat olur muydu?
*Eğer bir kadın süslenmekten vazgeçti ise, bil ki ciddi bir sorun var.
*Bilmediğini kabul eden kişi, bilgiye giden yolda bir adım atmış demektir.
*Yargıçları adalet dağıtmayan bir ülkede, düzgün giden hiçbir şey olamaz.
*Evren karşısında önce hayret edip, sonra da hayranlık duyan kişi, varlığın sırrına ulaşamasa bile, bu konuda önemli bir mesafe kat etmiş sayılır.
*Kader, bir tercih meselesidir. O yüzden bazı insanları hep kötü olayların bulmasının nedeni kendileridir.
*Taklit belli bir yaşa kadar olmalıdır. Yaşamlarının her döneminde başkalarını taklit edenler bir şey olamazlar.
*Her aşk en büyüktür. İnanmazsanız âşıklara sorunuz!
*Dünü bırak, bu güne bak!
*İlhamsız bir sanat; yağsız, tuzsuz, salçasız, baharatsız bir yemek gibidir. Yemesine yersin de zevk almazsın.
*Bir ülkenin en kötü günleri “kalemlerinin yazmaktan korktuğu” günlerdir.
*Silinen olmak istemiyorsan, silmeyi bileceksin.
*En kötü olduğunda bunu açıkça her yerde söyler miydin? Hayır mı? Öyleyse en iyi olduğunda da lütfen sus!
*Yalansız politika hayali ile insanları kandırmanın âlemi yok!
*”Aydınım” diye ortalığa çıkıp da ülkeyi karanlığa boğan o kadar çok insan var ki…
*Çağımızın vebası: Yararcılık. Bu felsefe, doğayı ve insanlığı yok etmeden bir çare üretilmeli.
*Çocuğunuza öğreteceğiniz ilk ders; verme, paylaşma olmalı. Aksi takdirde hayata dair söyleyeceğiniz her şey laf kalabalığından başka bir şey değildir.
*Alt ve üst gelir grupları arasındaki uçurum bu şekilde açılmaya devam ederse, yakın bir gelecekte tüm dünyayı bir yoksul isyanı saracaktır.
*Hayatı fizyolojik güdülerinin tatmininden ibaret gören kişiye, toplumsal değerleri benimsetmeye çalışmak boş bir çabadan öteye gidemeyecektir.
*Bir bilge kişiye rastlarsanız, onun yanından ayrılmayınız. Çünkü böyle bir şans tüm yaşamınız boyunca tek bir kere karşınıza çıkmış olabilir.
*”Erdemliyim” ya da “Erdem önemlidir” diyerek erdemli olunmaz; eylem ile de bunun kanıtlanması gerekir.
*Kötü, kötü olduğunu bilmeden de kötülük yapabilir. O nedenle çocuklara neyin iyi neyin kötü olduğunu iyice öğretmeli. Hatta bu da yetmez; iyiyi davranış olarak ortaya koymalarını sağlamalı.
**Hayvan bilerek kötülük yapmaz, içgüdüsel olarak tepkide bulunur. Oysa insan bilerek de kötülük yapabilen bir varlıktır.
*Güçsüzü, güçlünün zulmünden korumayan adaleti ben ne yapayım?
*En zor keşif, kendimizle ilgili olandır.
*Evrende durağan hiçbir şey yoktur. Çünkü her şey her an değişiyor. Evrende her şey durağan olduğunda ise kıyamet kopmuş demektir. Değişme hareketliliktir; hareketlilik de var olmaktır.
*İşine gelmediği için kulağının dibinde bağıranı duymazsın da, hoşuna gittiği için metrelerce ötedeki fısıltıyı duyarsın!
*Çoğunluğun ortak düşüncesi, her zaman doğru ve geçerli değildir.
*Ölçü dengedir. Denge, mutluluğa götüren en doğru yoldur.
*Hayatta karşılaştıklarımızdan dolayı başkalarını suçlamayalım. Çünkü her insan hak ettiğini yaşar.

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/oruc-babadan-aforizmalar-43/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.