SOSYAL DEVLET : ÜRETMEDEN TÜKETMEK Mİ ?

SOSYAL DEVLET : “ÜRETMEDEN TÜKETMEK Mİ ?”  

Krizin göstergelerin den biri de devletin sosyalleşmesidir.

 

Devletin sosyalleşmesine karşı değilim elbette. Sıkıntımız asalak bir toplum yetiştirmiş olmamızdır. Bu asalaklık da yanında birçok hastalığı beraberinde getirmektedir. Buna önlem alınmazsa kayıplarımız telafi edilemeyecek noktaya gelebilir.

 

Bugün yurdum insanın büyük çoğunluğu devlet tarafından bakım garantisi altında yaşamaktadır.

 

Yeşil kart

Gıda yardımı

Odun-kömür yardımı

Yaşlılık maaşı

Dul ve yetim aylığı

Örgenci yardımı

Burs ve krediler

Hasta bakıcılığı yardımı

Sakatlık maaşı gibi yardımlar aklımıza gelen ilk karşılıksız yardımlardır, bunlar gibi yardım çeşitleri daha vardır elbette.

 

Bunlarla beraber teşvik, kredi, sosyal riski azaltma projesi, mikro krediler, hibe yollu hayvancılık ve tarım yardımları da üretim ve işsizliği azaltıcı çalışmalar kapsamında yapılan yardımlara örnek teşkil etmektedir.

 

Alınan bu yardımların dışında sosyal yardımlaşma vakfı vasıtasıyla ev ihtiyaçları da dahil neye ihtiyacınız varsa ve yoksulum derseniz alma şansınız var demektir.

 

Anlayacağınız çalışmadan da geçinmek çok zor gözükmüyor günümüzde. Hatta çalışana göre biraz daha rahat yaşama şansı var gibi çalışmayanın.

 

Günümüzde devletin sosyalliğin den anlaşılan ne yazık ki budur.

 

Bu sosyalleşme de insanları tembelliğe sevk etmekte, üretimden uzaklaştırmaktadır.

 

Devletin garantisini gören insanlar bu güvenceyle hareket ederken, birbirlerine ihtiyacın azaldığını hissederek yalnızlaşmakta, içe dönük bir yaşam sürmeye başlamaktadır. Bununla beraber kültür erozyonu yaşanırken toplumdaki bu başkalaşım, akabinde toplumsal hastalıklarla beraber ahlaksızlığı da ortaya çıkarmaktadır.

 

İnsanlar arasında karşılıklı sevgi ve saygı, dostluk anlayışı, ortak yaşam, ortak iş kurma, üretim, fikri bağımsızlık, özgür düşünce, fikir üretimi gibi yaşamın gereksinimleri ortadan kalkma aşamasına gelmektedir.

 

Elbette devlet sosyal olmalıdır. Kimsesizlere, yaşlılara, dul ve yetimlere, çalışamaz durumda olanlara bakmalıdır.

 

Devletin kamburları tartışılır hep riskli dönemlerde. Bu sosyalleşme de farklı bir kambur olarak karşımıza çıkacaktır.

Devlet bir zamanlar işçi-memur fazlalığından şikayet ederdi. Bugün yine aynı hastalık baş gösterirken diğer taraftan bazı kurumlarda iş yapacak eleman bulunamamaktadır.

 

Bir tarafta işsizlikten yardıma muhtaç hale gelen insanlar, diğer tarafta işçi bulunamayan yerler.

 

Köylü hepten kentli bir yaşam arayışındadır. Üretim durmuştur. İş gücü ve tarımsal girdilerle hayvansal gıdalar pahalanmaktadır.

 

Devlet elbette sosyal olmalıdır. Sosyal bir devlet olarak babalık vazifesini yerine getirirken toplumun birbirleriyle uyumunu, yardımlaşmasını, çalışarak üretmesini sağlayarak onları sosyalleştirmelidir. Yoksa atalarımızdan miras kalan zenginliklerimizi (maddi-manevi) korkarım kaybedeceğiz.

 

Başka ülkelerde yaşanan sosyal patlamalar bizde olmaz rehavetine kapılmayalım. Unutmayalım ki bizler sahip çıkmazsak bu boşluğu başkaları dolduracaktır.

 

Devletin sosyalleşmesine karşı değilim,  Toplumun sosyallikten uzaklaştırılmasına karşıyım yalnızca.

   Gazi DEDELER  

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/sosyal-devlet-etmeden-tetmek-m/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.