YENİ YIL(2011)

 
     1926 Yılından beri kullanmaya başladığımız miladi takvime göre, bir yılı daha geride bırakıp, yeni bir yıla giriyoruz. Bu demektir ki; Hz. İsa doğalı tam 2011 yıl olmuş. Malum “muasır medeniyet” dediğimiz Hıristiyan âleminin ilmini, tekniğini alıp, onların seviyesine ulaşacağımıza, biz onların adet ve geleneklerini çoktan alıp, onları solladık bile.
İğneden, ipliğe her şey ithal, her şey onların elinden çıkmış. Noel, yılbaşı bunların yanında solda sıfır kalır.
 
     Biz neden kutlarız? Bir önceki yıl, tesadüfen yaşadığımız için. Öyle ya, zehirli kene sokabilir, deli dana eti yiyebilir, üst üste konulan vergilerin sayesinde kafayı sıyırabilirdik. Say say bitmez. Atanamayan öğretmenler, işsizliğe rağmen evine ekmek götürebilenler… Bir yılı daha sağ salim atlattıkları için kutlarlar. Asgari ücrete, bir kilo et parası zam alanlar ile emeklilerin keyfine diyecek yok zaten, onlar kutlamaya dünden hazır.
 
   Şimdiden sokaklar, caddeler, dükkânlar, alışveriş merkezleri cıvıl, cıvıl. Sevdiklerinize yeni yıl hediyesi… Kurban bayramındaki hayvan pazarı, yılbaşında kurulan hindi pazarı aynı. Yalnız Hindiye yedi ortak olunmuyor. Alışveriş reyonlarında dünyanın en yüksek vergilendirmesine tabi boy, boy içkiler… Rakı, viski, bira… Alışveriş olsun, banka kartları dönsün, faizler işlesin. Bankalar yeni yıl kredisi veriyormuş, dosya masrafı almadan. Başka şey için istesen, ciğerini sökerler. Tabi yazacaklar, diyecekler; Yeni yılınız kutlu olsun.
 
   “Ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar onlara tabi olmadıkça, asla senden razı olmazlar, De ki; Gerçek yol, ancak Allah’ın yoludur.”(Bakara 104) Ayet gayet açık ve net;Bütün mesele onları razı etmek.Başka türlü bizi Avrupa Birliğine falan almazlar,şirin görünmek lazım şirin.Zaten alacakları da yok ya.
Gerçek yol, Allah’ın yoludur, o yol da İslam’ı adam gibi yaşamaktır. Bir gün gavur, üçyüz atmış dört gün Müslüman olmanın alemi yok. Ben bir danaya yedi ortak bulup da, Kurban Bayramı kutlayan Hıristiyan duymadım.
 
   Ramazan, Kurban bayramı tatilleri malum epey uzun tutulur. Hali vakti iyi olanlar, kıyı şehirlerine akın ederler, evde durmazlar. Yeni yıl denince ummadığın evlerin pencerelerini renkli, renkli ışıklarla süslenmiş çam ağaçları süslüyor. Noel baba figürleri yok satıyormuş. Bir hafta önceden hediyeler, hazırlıklar başlar. Aynı kişiler, mübarek bayram günlerinde kapılarını çalan birkaç çocuğa bayram şekeri vermekten imtina ederler. Aman kim bilir kimin çocuğuymuş, hırsızmıymış… Üstelik bir de laf konuşurlar, yazık değilmiymiş kesilen zavallı ineklere, koyunlara, keçilere… Onlar için, Noel baba baş tacı.
 
   Eskiden televizyonların tek kanal olduğu yıllarda alıştırdılar bizi, yeni yıl kutlamalarına. Beklerdik saatin yirmi dört olmasını, dansöz çıksın diye. Sonra Orhan Baba çıkardı senede bir defa “Batsın bu dünya”   diye. Mest olurduk. Yıllar geçtikçe dansözlere gerek kalmadı zaten, hemen her gün izlemek mümkün artık”.Batsın bu dünya” dedik, zaten batırdık kendi dünyamızı. Demokrasi bol geldi bize, yeni yıl kim bilir nelere gebe? Özerklik, federasyon, ikinci dil, ikinci bayrak, açılım tartışmaları derken, sonunda bir açılırız, cehennemin dibini boylarız.
 
     Yeni yıl, güzel günlerin başlangıcı olsun, Birlik, beraberliğimiz bozulmasın, Ezan susmasın, bayrak inmesin. Güzel ülkemize huzur ve barış getirsin.
 
29-12-2010 Muharrem Karaoğlan

You can leave comments by clicking here, leave a trackback at http://wp.maviiklimler.net/yen-yil2011/trackback/ or subscibe to the RSS Comments Feed for this post.